DNA replikasyonu nerelerde gerçekleşir ?

tirazi

New member
Peki, bu durum neden önemlidir?

Mitokondriyal DNA'daki bazı değişiklikler, enerji üretimiyle ilgili işlevleri etkileyebilir. Bazı mitokondriyal hastalıklar bu tür değişikliklerle ilişkilidir. Bununla birlikte mitokondriyal DNA'daki her değişiklik mutlaka hastalık oluşturmaz; etkinin ne olacağı değişikliğin türüne, hücredeki DNA kopyalarının durumuna ve başka etkenlere bağlıdır.

Bu bölüm bana önemli bir düşünceyi hatırlattı: Bir sistemi anlamak için yalnızca merkezine bakmak yeterli değildir. Bazen sistemin işleyişini açıklayan bilgiler, merkezden uzakta bulunan başka yapılarda da saklıdır.

Sizce bir hücreyi anlamaya çalışırken yalnızca çekirdeğe odaklanmak, onun işleyişinin ne kadarını gözden kaçırmamıza neden olur?

4. Bölüm: Bitki Hücresinin Yeşil Laboratuvarı

Mert ve Selin'le yaptığımız hayalî yolculuk burada bitmiyor. Şimdi bir bitki hücresine geçiyoruz. Hücrenin içinde, ışığı yakalayan ve fotosentezin gerçekleşmesini sağlayan kloroplastlar bulunuyor.

Kloroplastlar, bitkilerin ve bazı alglerin ışık enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürmesinde görev alır. Mitokondriler gibi kloroplastlar da kendilerine ait DNA taşır. Dolayısıyla kloroplast DNA'sının replikasyonu da hücredeki DNA kopyalanma süreçlerinden biridir.

Mert, kloroplastı göstererek şöyle dedi:

“Burada da ayrı bir genetik arşiv var. Bu, hücredeki DNA'nın yalnızca çekirdekle sınırlı olmadığını daha açık gösteriyor.”

Selin ise bitkinin çevresiyle kurduğu ilişkiye dikkat çekti:

“Üstelik bu hücreler yalnızca kendi içindeki süreçlerle ilgilenmiyor. Bitkinin büyümesi, ışığa verdiği yanıt ve çevresel koşullara uyumu da hücrelerin işleyişiyle bağlantılı.”

Kloroplast DNA'sı, fotosentezle ilişkili bazı proteinleri ve organelin kendi genetik sisteminde kullanılan çeşitli RNA moleküllerini kodlar. Bununla birlikte fotosentez için gerekli proteinlerin önemli bir kısmı çekirdekteki genler tarafından kodlanır. Bu proteinler üretildikten sonra kloroplasta taşınır.

Kloroplast DNA'sının kopyalanması, organelin gelişimi ve çoğalmasıyla bağlantılıdır. Ancak bütün bitki hücrelerinin aynı miktarda kloroplast DNA'sına sahip olduğu ya da her hücrede kloroplast bulunduğu düşünülmemelidir. Örneğin kök hücrelerinin çoğunda, fotosentez yapan yaprak hücrelerindeki gibi gelişmiş kloroplastlar bulunmaz.

Burada ilginç bir tarihsel bağlantı da ortaya çıkıyor. Bilim insanları, mitokondri ve kloroplastların geçmişte bağımsız yaşayan bakterilerden evrimleştiğini öne süren endosimbiyoz kuramını geliştirmiştir. Bu kurama göre eski bir hücre, başka bir hücreyi içine almış; zaman içinde bu birliktelik karşılıklı yarar sağlayan kalıcı bir ilişkiye dönüşmüştür.

Mitokondri ve kloroplastların kendilerine ait DNA taşıması, bakterileri andıran bazı özelliklere sahip olması ve kendi içlerinde bölünebilmesi bu kuramı destekleyen kanıtlar arasındadır.

Selin bu noktada önemli bir soru sordu:

“Bir zamanlar bağımsız olan iki canlı, zaman içinde aynı sistemin parçaları hâline gelebiliyorsa, bugün bağımsız ve ayrı gördüğümüz şeylerin geçmişinde ne tür ilişkiler olabilir?”

Bu soru yalnızca biyolojiyle ilgili değil. Bilim tarihi, doğayı anlamak için canlıları tek tek incelemenin yanı sıra aralarındaki ilişkileri de araştırmamız gerektiğini gösteriyor.

5. Bölüm: Çekirdeği Olmayan Hücrelerde DNA Replikasyonu

Şimdi yolculuğumuzu biraz daha geriye, yaşamın farklı biçimlerine doğru uzatalım. Karşımızda bir bakteri hücresi var. İnsan hücresinden farklı olarak bu hücrede zarla çevrili bir çekirdek bulunmuyor.

Mert, ilk çizimine bakıp şaşkınlıkla sordu:

“Çekirdek yoksa DNA nerede bulunuyor? Kopyalama işlemi hangi bölümde gerçekleşiyor?”

Bakterilerde DNA, sitoplazmanın içinde yer alan ve nükleoit adı verilen bölgede bulunur. Bu bölge çekirdek zarıyla çevrili değildir. Bakterilerin büyük bölümünde ana kromozom halkasal DNA biçimindedir; ancak bakteri türleri arasında önemli farklılıklar bulunabilir.

Bakterilerde DNA replikasyonu sitoplazma içindeki nükleoit bölgesinde gerçekleşir. Replikasyon, DNA üzerindeki belirli bir başlangıç noktasında başlar ve çoğu bakteride iki yönde ilerler. DNA kopyalandıktan sonra hücre bölünmesi sırasında genetik materyalin yeni hücrelere aktarılması sağlanır.

Burada önemli bir ayrıntı var: Bakterilerde DNA replikasyonu ile hücre bölünmesi birbiriyle ilişkili olsa da aynı olay değildir. DNA'nın kopyalanması genetik materyalin çoğaltılmasını, hücre bölünmesi ise hücrenin iki yeni hücreye ayrılmasını ifade eder.

Bakteriler ayrıca kromozomlarından bağımsız çoğalabilen plazmit adı verilen küçük DNA molekülleri de taşıyabilir. Bazı plazmitler antibiyotik direnciyle ilişkili genler içerir ve uygun koşullarda bakteriler arasında aktarılabilir. Bu durum, bakterilerin genetik özelliklerinin değişmesinde ve bazı direnç özelliklerinin yayılmasında önemli rol oynayabilir.

Konunun toplumsal yönü de burada belirginleşiyor. Antibiyotik direnci, yalnızca laboratuvarlarda araştırılan bir genetik mesele değildir; hastaneleri, sağlık çalışanlarını, hastaları ve toplum sağlığını ilgilendiren küresel bir sorundur. Bakterilerdeki genetik değişimler ve gen aktarımı, bu sorunun anlaşılması gereken parçalarındandır. Ancak antibiyotik direncini yalnızca DNA replikasyonuna bağlamak doğru olmaz; doğal seçilim, mutasyonlar, gen aktarımı ve antibiyotiklerin kullanımı gibi birçok etken birlikte rol oynar.

Mert, bu kez kâğıdına büyük harflerle “HÜCRE TÜRÜ ÖNEMLİDİR” yazdı.

Gerçekten de DNA replikasyonunun nerede gerçekleştiğini anlamak için önce hangi hücreden söz ettiğimizi bilmeliyiz.

6. Bölüm: İnsan Hücresinde Bir Hata, Gelecekte Bir Değişim

Hikâyemizin en düşündürücü bölümüne geldik. Bir insan hücresinin DNA'sının kopyalanması sırasında yanlış bir nükleotidin eklendiğini hayal edelim.

Selin, bu olasılığı düşününce sessizleşti:

“Peki, bu hata düzeltilmezse ne olur? Hücre bunu fark edebilir mi?”

DNA replikasyonu yüksek doğrulukla gerçekleşir, ancak kusursuz değildir. DNA polimerazlarının kontrol mekanizmaları ve hücrenin DNA onarım sistemleri birçok hatayı düzeltebilir. Bazı hatalar ise onarılmadan kalabilir ve belirli koşullarda kalıcı mutasyonlara dönüşebilir.

Bir mutasyonun sonucu, nerede gerçekleştiğine ve hangi genetik bölgeyi etkilediğine bağlıdır. Bazı değişikliklerin belirgin bir etkisi olmayabilir. Bazıları hücrenin çalışmasını değiştirebilir; bazıları ise hücrenin çoğalmasını veya hayatta kalmasını etkileyebilir.

Mert, konuyu bir planlama sorunu gibi ele aldı:

“Öyleyse hücre yalnızca kopyalama yapmakla kalmıyor; kopyanın doğruluğunu korumaya yönelik mekanizmalara da ihtiyaç duyuyor.”

Selin ise bir başka ayrıntıyı vurguladı:

“Ve bir değişikliğin etkisini anlamak için yalnızca değişikliğe bakmak yetmez. Hangi hücrede meydana geldiğini ve hücrenin ne yaptığını da bilmeliyiz.”