Paralel örnekler nelerdir ?

Huzume

Global Mod
Global Mod
Paralel Örnekler Nelerdir? Kavramın Asıl Anlamı

Bir yerde “paralel örnekler” ifadesini gördüğümde benim aklıma ilk olarak aynı şeyin tekrar edilmesi değil, farklı örneklerin ortak bir düzen içerisinde yan yana getirilmesi geliyor. Aslında kavramın ilginç tarafı da burada: Paralellik yalnızca matematikteki iki doğrunun birbirine göre konumu değildir. Dilbilimde, edebiyatta, bilimsel araştırmalarda, bilgisayar teknolojisinde, elektrikte, ekonomide ve hatta günlük kararlarımızda bile karşımıza çıkan bir düşünme biçimidir.

En basit tanımıyla paralel örnekler, ortak bir özellik, yapı, amaç veya koşul üzerinden birbirleriyle karşılaştırılabilecek şekilde sunulan örneklerdir. Örneğin “Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve film izlemeyi seviyorum” cümlesinde üç eylem aynı dilbilgisel yapı içerisinde sıralanır. Buna karşılık “Kitap okumayı, müzik ve film izlemeyi seviyorum” ifadesinde yapı bozulduğu için paralellik zayıflar.

Bu küçük ayrıntı aslında oldukça büyük bir fikre dayanıyor: İnsan zihni düzen, tekrar ve karşılaştırma üzerinden anlam kurmayı seviyor.

Jeanne Fahnestock'un paralellik üzerine yaptığı çalışma da bunun yalnızca edebî bir süs olmadığını gösteriyor. Paralel sunumun bilimsel verilerin tablolar halinde düzenlenmesinde bile kullanıldığını ve örneklerin karşılaştırılabilir biçimde sunulmasının düşünme sürecini etkileyebildiğini belirtiyor.

Paralellik Kavramının Tarihsel Kökenleri

Paralel yapıların tarihi modern dilbilgisi kitaplarından çok daha eskiye gidiyor. Eski retorik geleneğinde fikirleri birbirine denk yapılarla ifade etmek, ikna gücünü artıran önemli yöntemlerden biriydi. Aristoteles'in retorik ve argümantasyon anlayışında da benzer yapıların kullanılması dikkat çekiyor. Fahnestock'un araştırması, paralel örneklerle argüman kurmanın izlerinin Aristoteles'e kadar götürülebileceğini ortaya koyuyor.

Özellikle sözlü kültürlerde paralellik çok güçlü bir araçtı. Yazının yaygın olmadığı dönemlerde bilgilerin akılda tutulması gerekiyordu. Atasözleri, şiirler, destanlar ve dini metinlerde benzer yapıların tekrar edilmesi bu nedenle son derece işlevseldi.

Örneğin “Ne ekersen onu biçersin” gibi kısa ve dengeli ifadelerin etkisi yalnızca anlamlarından kaynaklanmaz. Sözcüklerin ve düşüncelerin birbirine karşılık gelecek biçimde düzenlenmesi, mesajın hafızada kalmasını kolaylaştırır.

Dini ve şiirsel metinlerde de paralel yapıların çok yaygın olması tesadüf değil. Özellikle İbrani şiirinde düşüncelerin birbirine koşut dizelerle aktarılması önemli bir anlatım biçimiydi. Daha sonra retorik araştırmacıları bu yapıları sistematik biçimde incelemeye başladılar. Robert Lowth'un 18. yüzyıldaki çalışmaları, özellikle “parallelismus membrorum” kavramının akademik tartışmalarda yerleşmesinde etkili oldu.

Bence buradaki en önemli nokta şu: Paralellik önce bir “gramer kuralı” olarak ortaya çıkmadı. İnsanların bilgiyi daha düzenli, ritmik ve hatırlanabilir biçimde aktarma ihtiyacından doğdu. Dilbilgisi daha sonra bu doğal eğilimi sınıflandırdı.

Dilbilgisinde Paralel Örnekler

Günümüzde “paralel örnek” denildiğinde en anlaşılır alanlardan biri dilbilgisidir.

Bir cümlede birbirine bağlı unsurların aynı veya benzer gramer yapısına sahip olması paralel yapı oluşturur.

Örneğin:

“Sabahları yürümeyi, kitap okumayı ve müzik dinlemeyi seviyorum.”

Burada “yürümeyi”, “okumayı” ve “dinlemeyi” aynı yapısal düzende bulunuyor.

Buna karşılık:

“Sabahları yürümeyi, kitap okumak ve müzik dinliyorum.”

ifadesinde yapı bozuluyor. Anlam yaklaşık olarak anlaşılabilse de cümle kulağa doğal gelmiyor.

Bu nedenle paralellik yalnızca estetik bir tercih değildir. Okurun cümleyi daha hızlı çözmesine yardımcı olabilir. Dil işleme üzerine yapılan deneysel araştırmalarda da aynı yapının tekrar edilmesinin bazı cümlelerde işlemeyi kolaylaştırdığı görülmüştür. 2010 tarihli bir çalışmada, koordineli ifadelerde ikinci unsurun ilk unsurla aynı yapıya sahip olduğunda daha hızlı okunabildiği gözlemlenmiştir.

Bu bana göre forum yazıları açısından da önemli. Bir konu anlatırken örnekleri aynı mantıkla vermek, okuyucunun her yeni örnekte sıfırdan düşünmesini engelliyor.

Edebiyatta ve Hitabet Sanatında Paralellik

Paralellik edebiyatın en güçlü anlatım araçlarından biridir. Çünkü okuyucunun dikkatini yalnızca “ne söylendiğine” değil, “nasıl söylendiğine” de çeker.

Martin Luther King Jr.'ın “I Have a Dream” konuşmasında aynı başlangıç yapısının tekrar tekrar kullanılması bunun en bilinen örneklerinden biridir. Benzer şekilde Abraham Lincoln'ün Gettysburg konuşmasında da tekrar ve paralel yapıların güçlü biçimde kullanıldığı görülür.

Charles Dickens'ın A Tale of Two Cities romanının başlangıcındaki karşıtlıklar da paralelliğin edebiyatta nasıl kullanılabileceğini gösterir. “En iyi zamanlardı, en kötü zamanlardı” şeklindeki karşılıklı yapı, iki düşünceyi aynı anda zihne yerleştirir.

Burada paralellik bazen benzerlik, bazen de zıtlık yaratır.

Örneğin:

“Bazıları kazanmak için yarışır, bazıları kaybetmemek için.”

İki bölüm aynı yapıya sahip olduğu için okuyucu doğal olarak aralarındaki farkı karşılaştırır.

İşte bu nedenle paralellik yalnızca “aynı şeyleri yan yana koymak” değildir. Zıtlık yaratmak da paralelliğin gücünden yararlanabilir.

Bilimde Paralel Örnekler Neden Önemli?

Bence konunun en az konuşulan ama en önemli taraflarından biri burası.

Bilimsel araştırmalarda iki veya daha fazla örneği karşılaştırırken koşulların mümkün olduğunca benzer tutulması gerekir. Aksi durumda elde edilen farkın gerçekten incelenen değişkenden mi, yoksa başka bir etkenden mi kaynaklandığını anlamak zorlaşır.

Örneğin iki gübrenin bitki büyümesine etkisini araştırdığımızı düşünelim. Bir gruba A gübresi, diğerine B gübresi veriyoruz. Eğer iki grup aynı toprakta, aynı ışık koşullarında, aynı sulama düzeninde ve benzer bitkilerle çalışıyorsa sonuçları karşılaştırmak daha anlamlı olur.

Buradaki “paralellik”, yalnızca örneklerin yan yana bulunması değildir. Araştırmanın karşılaştırılabilir koşullarda yürütülmesidir.

Bilimsel tablolar da bunun görsel karşılığıdır. Fahnestock, bilimsel söylemde verilerin tablo biçiminde paralel şekilde sunulmasının, farklı kanıtların eşdeğer koşullarda karşılaştırılmasına hizmet ettiğini vurguluyor.

Bu yüzden bilim insanları yalnızca “bir sonuç elde ettik” demez. “Bu sonucu hangi koşullarda, hangi grupla ve hangi karşılaştırma üzerinden elde ettik?” sorularına da cevap vermek zorundadır.

Günlük Hayattan Paralel Örnekler

Paralellik aslında hayatımızın her yerinde.

Tren raylarını düşünelim. İki rayın belli bir düzen içerisinde paralel olması trenin güvenli biçimde ilerlemesini sağlar.

Elektrik sistemlerinde paralel bağlantılar farklı bir mantıkla çalışır. Evlerdeki elektrik tesisatında cihazların bağımsız biçimde çalışabilmesi için paralel bağlantı prensiplerinden yararlanılır. Bir lambanın arızalanması diğer lambaların mutlaka sönmesi gerektiği anlamına gelmez.

Bilgisayar dünyasında ise paralel işlem, birden fazla hesaplamanın aynı zaman diliminde yürütülmesine dayanır. Özellikle modern işlemcilerde ve yüksek performanslı hesaplama sistemlerinde bu yaklaşım büyük önem taşıyor.

Ekonomide de paralel örnekleme düşüncesini görebiliriz. İki şirketin performansını karşılaştırırken yalnızca gelirlerine bakmak yeterli değildir. Çalışan sayısı, sektör, pazar büyüklüğü, yatırım miktarı ve faaliyet süresi gibi değişkenlerin de hesaba katılması gerekir.

Aksi halde elma ile armudu karşılaştırmış oluruz.

Paralel Örnek ile Basit Tekrar Arasındaki Fark

Bu ayrım oldukça önemli.

Bir şeyi üç defa söylemek onu paralel örnek yapmaz.

Örneğin:

“Ali hızlı koştu. Mehmet hızlı koştu. Ayşe hızlı koştu.”

Burada basit bir tekrar var.

Ama:

“Ali sabah koştu, Mehmet öğleden sonra yüzdü, Ayşe akşam bisiklete bindi.”

gibi örneklerde farklı faaliyetler ortak bir “spor yapma” kategorisi altında karşılaştırılabilir.

Daha güçlü bir paralel yapı ise şöyle kurulabilir:

“Ali koşarak, Mehmet yüzerek, Ayşe bisiklete binerek yarışa hazırlandı.”

Burada hem farklı kişiler hem de farklı faaliyetler ortak bir gramer düzeninde sunuluyor.

Dolayısıyla paralellikte üç unsur aramak mümkün: